GLEE

BUGÜN NE İZLESEM

Glee, 2009’da yayınlanmaya başlayan Amerikan müzikal drama televizyon dizisi. Okul korolarının yarıştığı bir yarışmada lisenin Glee kulübü olan New Directions üyelerinin, okuldan özel hayatlarına, kulüp faaliyetlerinden okul sonrası yaşamlarına kadar birçok konuya değinmektedir. Yıllarca takip ettiğim sıradışı Nip/Tuck dizisinin de yaratıcısı olan Ryan Murphy tarafından yaratılan dizi, aslında öncelikle film olarak düşünülmüş. Murphy dışında, Brad Falchuk ve Ian Brennan tarafından da yazılan dizi bölümleri özellikle ilk sezonunda oldukça ilgi çekti ve şimdiden bir fenomen haline dönüştü. Yıllar önce tutkunu olduğum Fame dizisinin bir benzerini bulmak amacıyla izlediğim dizi, senaryosuyla olsun, oyunculuklarıyla olsun çok fazla bana hitap etmese de içinde müzik olan bir diziye hayır diyemiyorum ne yazık ki. Özellikle güncel şarkıları mash up yaparak yeniden düzenleyen müzikten sorumlu ekibi tebrik etmek istiyorum. Zaten senaryoya uygun sözlere sahip şarkıları bulmak başlı başına zor bir durumken, yeniden düzenlemeleri karşımıza çıkarmaları ayrıca bir hoşluk oluyor kanımca.

 

Dizi kadrosu ve konusuna geri dönersek. Aslında birçok başrol oyuncusu ve yan konusu olan dizide, herşey McKinley lisesinde ispanyolca öğretmenliği yapan William Schuester’in (Matthew Morrison) müzik tutkusunu devam ettirmek amacıyla Glee kulübünü canlandırmasıyla başlıyor. Bu konuda kendisine en büyük engeli teşkil edecek kişi ise okulun amigo kulübünün antrenörü olan Sue Sylvester (Jane Lynch). İlk sezon için kulübün en önemli üyelerine şöyle bir bakarsak;

Rachel Berry (Lea Michelle) Broadway ve Barbara Streisand takıntılı, okulun ezik tiplerinden, eşcinsel iki babası olan yahudi bir karakter. Muhteşem bir sesi var ancak karakterindeki nevrotik öğeler zaman zaman bu sesin güzelliğini görmenizi bile engelleyebiliyor. Müzik tercihi genelde klasik şarkılar ve müzikaller üzerine olduğu için söylediği şarkılar herkese hitap etmeyebilir. Yine de çoğu zaman, bu ses bu kızdan mı çıkıyor demek işten değil. Dizinin başlangıcından itibaren dominant bir karakter olması ve birçok bölümde konuyu belirleyen faktör olması göz ardı edilemez.

Finn Hudson (Cory Monteith) Amerikan futbolcusu olmasına rağmen mecburiyetten Glee kulubüne katılıyor ancak bir şekilde içindeki müzik tutkusunu ortaya çıkarıyor. Dans konusunda özellikle yetersiz, sesinin de muhteşem olduğunu söyleyemeyiz. Ancak özellikle kendi sesine uygun ve rock türünde şarkılar söylediğinde performansı dikkate değer. Annesi ile Kurt’un babasının evlenmesi ile Kurt ile üvey kardeş olmaları da enteresan bir durum.

 

Kurt Hummel (Chris Colfer) özellikle ilk bölümlerde en ezik karakter olarak göze çarpıyor. Eşcinsel olmasının yanında, giyimine de bunu yansıtması okulda büyük tepkilerle karşılaşmasına neden oluyor. Özellikle Glee kulübüne katılımı sonrası kurduğu arkadaşlık bağları daha güçlü adımlar atmasını sağlıyor. Sesi kesinlikle orjinal bir ses, dans yeteneği onda da fazla yok, özellikle klasik müzikal şarkıları söylerken çok daha başarılı ancak popüler şarkılarda diğerleri kadar başarılı değil. Oyunculuğu ile ilgili en çok övgü alan oyunculardan birisi olduğunu söyleyebiliriz.

 

Artie Abrams (Kevin McHale) engelli kategorisinden diziye dahil olması dışında, oldukça başarılı bir performansa sahip diyebilirim. Ne çok seveni vardır ne de nefret edeni, orta karar bir oyunculuğa ve sese sahip, kendisi ile ilgili konular işlendiğinde oldukça başarılı olmasının yanında yönetmenliğe özel bir ilgisi olduğunu da söyleyebiliriz.

 

Mercedes Jones (Amber Riley) klasik bir zenci kadın şarkıcı aslında, çok güçlü bir sese sahip ve bu yüzden sıkça Rachel ile karşı karşıya gelmesinin dışında karşılaştırılıyor da. Fiziksel olarak hafif kilolu olması onun dezavantajı ama Rachel da hiçbir zaman güzel kızlar sınıfında yer almadı sonuçta. Zaman zaman fazla bağırarak şarkı söylediğini düşünsem de en beğendiğim seslerden birisine sahip. Rachel ve Kurt gibi Broadway hayallerine sahip değil, daha çok alaylı olma eğiliminde.

 

Noah (Puck) Puckerman (Mark Selling) haytanın teki. Finn’in futboldan takım arkadaşı, önceleri Finn’in katılmasını eleştirse de sonradan ekibe dahil oluyor. Fena bir sesi yok ve genelde söylediği şarkılar gitarlı mitarlı hafif pop rock şarkıları yani tam benim tarzım. İdealleri olmayan bir karakter.

Quinn Fabray (Dianna Agron) bence çok güzel duru bir sesi sahip. Genelde hep sevdiğim şarkıları söylüyor. Amigo kızların kaptanı olması, hafif burnu havada olması nedeniyle karakteri biraz sevimsiz olmasına rağmen güzelliği yeter bence. Başlarda derslerinde çok başarılı olmasa da, mezuniyetine yakın bizi oldukça şaşırtıyor.

 

Mike Chang (Harry Shum Jr.) – Tina Cohen-Chang (Jenna Ushkowitz) çok önemli karakterler olmasalar da bazı bölümlerde rolleri artabiliyor. Mike iyi dansçı, şarkı söyleyemiyor, futbol takımından transfer oluyor. Tina  kekemelik problemi yaşıyor, iyi bir sesi var, dansı da fena değil.

Santana Lopez (Naya Rivera) – Brittany Pierce (Heather Morris) başlarda çok önemli rolleri olmasa da giderek ciddi hikayelerde yer almaya başladılar. Santana aslında harika bir sese sahip, iyi bir dansçı, biraz fazla dobra bir amigo kız, Brittany ise şaşkaloz bir tip, herkese ve herşeye inanma potansiyeli var, sesi çok iyi olmasa da ekipte en iyi dans eden kız. Emma Pillsbury (Jayma Mays) obsesif bir rehber hocası, biraz fazla temizlik hastası, ama iyi bir kadın özünde..

 

    

Diziye sezonlar ilerledikçe misafir oyuncuların dışında yeni devamlı oyuncular ve karakterler de ekleniyor. Devamlı karakterler arasında bence en önemlileri Sam Evans, Blaine Anderson, Marley Rose, Jake Puckerman, Wade “Unique” Adams, Kitty Wilde, Ryder Lynn, Brody Weston. Şimdilik misafir karakter gibi duran Roz Washington (NeNe Leakes), Cassandra July (Kate Hudson), Carmen Tibidaux (Whoopi Goldberg), Isabelle Wright (Sarah Jessica Parker), Holly Holliday (Gwyneth Paltrow), April Rhodes (Kristin Chenoweth), Jesse St. James (Jonathan Groff), Cooper Anderson (Matt Bomer) ve daha birçok ünlü isim Glee kadrosunda yer alıyor.

Glee kulübünün genel olarak en önemli amacı, yerel, bölgesel ve ulusal koro yarışmalarında başarılı olmak. Yıl boyunca bunun için çalışıyorlar. Sadece şarkı söylemek değil, dans etmenin de önemli olduğu bu yarışmalarda koreografiler de oldukça önemli. Onun dışında günlük dertleri zaten saymakla bitmez. Dördüncü sezonunun yayını devam eden dizide birbiriyle gönül ilişkisi yaşamayan kalmadı galiba. En azından ben hesabını tutamıyorum. Senaryonun çok başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim zaten. Tutarsız olunan çok nokta var, bu kadar karmaşık ilişkiler yaşanıyor mu liselerde bilemiyorum ama zaman zaman pembe dizi havasına bürünmesi pek de hoşuma gitmiyor. Ama kurgu konusunda çok başarılı buluyorum açıkçası diziyi. Özellikle 4. sezonda bazı öğrencilerin mezun olması ve yeni öğrencilerin eklenmesi nedeniyle dizi iki ayrı kentte geçmeye başladı. New York ayağını oldukça başarılı bulduğum dizi şimdiden 5 ve 6. sezon onaylarını almış durumda yayınlandığı kanaldan.

Dizi olarak getirdiği nimetler dışında, her bölümde söylenen şarkılar kaydedilerek satışa sunulmakta ve şimdiden 30 milyonun üzerinde single satışına sahip bir Glee Cast prodüksiyonu söz konusu. Zaman zaman bu şarkıları canlı olarak hayranlarla paylaşabilmek adına konser turnelerine çıkmaları da cabası. Glee için sürekli yenilenen oyuncu kadrosuna yeni oyuncu seçebilmek amacıyla iki sezondur Glee Project adıyla yeni bir dizi başladı. Buradan birçok oyuncu da Glee kadrosuna katılmayı başardı.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir