LE GAMIN AU VELO – BİSİKLETLİ ÇOCUK

BUGÜN NE İZLESEM

Avrupa sinemasında her sene dikkate değer çokça film çıkıyor, bunları takip etmek vizyona pek sık girmedikleri için oldukça zor. Festivaller sayesinde, ya da tesadüfen haberim olan iyi filmleri kaçırmamaya çalışıyorum. Bisikletli çocuk da bunlardan birisi. Belçikalı usta yönetmen kardeşler Jean-Pierre ve Luc Dardenne yine sade ancak etkileyici bir filmle karşımızdalar. 2011 yapımı filmde Thomas Doret haşarı çocuk Cyril’i canlandırırken, Cecile de France ise koruyucu anne rolünde son derece başarılı. Senaryosunu da Dardenne kardeşlerin yazdığı film yaklaşık 90 dakikalık süresiyle de son zamanlarda sıkça rahatsız olduğum 150 dakikayı bulan filmlerden sonra çok iyi geldi. Cannes Film Festivalinde Nuri Bilge Ceylan’ın “Bir Zamanlar Anadolu’da” yapımı ile birlikte jüri büyük ödülünü alan film eleştirmenlerce oldukça beğenildi.

Babasının bir yetimhaneye terk ettiği Cyril, babasını bulmak için yetimhaneden kaçmak dahil türlü numaralar deniyor. Sonunda babasının son oturduğu mahallede kuaförlük yapan Samantha ona bu konuda yardımcı oluyor. Önce babasının sattığı bisikleti onun için geri alan Samantha, daha sonra Cyril’in isteği ile koruyucu annesi oluyor. Birlikte babasının peşine düşen Samantha ve Cyril, amaçlarına ulaşmak için uğraşırlarken birbirlerine alışmaya da çalışıyor. Mahallede bazı kötü niyetli çocukların ilgisini de çeken Cyril sıkça ikilemde kalıyor.

İnsan bu filmi izlerken, bazı insanlar ne kadar sabırlı olabiliyor diye düşünmüyor değil. Samantha kendinin bile olmayan bir çocuk için bu kadar uğraşırken, çocuğun hala onu arkasından işler çevirmesi çileden çıkartan bir durum kuşkusuz. Ancak Cyril de kesinlikle çok zor bir hayat yaşamış, hayattaki tek amacı babasını bulmak ve onunla birlikte yaşamak. Bunun için önündeki her türlü engeli de aşmaya kararlı. Bu kadar inatçı ve azimli bir çocuk karşısında dik durmaya çalışan Samantha ise özgürlüğüne düşkün bekar bir hayat yaşasa da sanırım Cyril hayatına girince hayatı daha bir anlam kazanıyor. Bu yüzden ondan vazgeçmesi çok kolay olmuyor. Cyril’e başlarda biraz kızsanız da, onun hayatındaki her olumlu gelişmede sevinip, olumsuz gelişmede ise hüzünleniyorsunuz. Sanırım bu oyuncuların ve yönetmenlerin başarısı. Thomas Doret bu yaşta hem de ilk filminde bu kadar başarılı bir performansla bence sinema dünyasında gelecekte de kendine iyi bir yer edinecektir. Harika bir film, son derece sade, son derece etkileyici.. İyi seyirler..

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir