MINDHUNTER

Netflix’in önemli yapımlarından birisi 2017 sonbaharında ekranları şenlendirdi. Yapımcılarından oyuncu kadrosuna, hikayenin gerçek olaylara dayanmasından yönetmenlik ve kurgudaki özene kadar başarının anahtarları saymakla bitmez. David Fincher ve Charlize Theron gibi iki ismin yapımcılardan olduğunu söyleyerek başlayalım.  Gerçek suç kitabı kategorisinde okuyucularla buluşan John E. Douglas ve Mark Olshaker tarafından yazılan Mindhunter romanından uyarlanan senaryoyu Joe Penhall yaratmış. 10 bölümden oluşan ilk sezon 13 Ekim 2017’de izleyicilerle buluşurken, Kasım ayında ikinci sezon onayı aldı.

Jonathan Groff Holden Ford rolüyle ilk önemli başrolünü almış bu diziyle birlikte. Kitabın yazarlarından John E. Douglas’dan esinlenilerek oluşturulan karakteri başarıyla canlandıran Groff daha önce Glee ve Looking dizilerinde karşımıza çıkarken, The Normal Heart isimli televizyon filminde oyunculuğuyla ve Frozen animasyon filminde Kristoff karakterinin sesiyle bilinmektedir.

Holt McCallany kitabın yazarlarından Mark Olshaker’dan esinlenilerek oluşturulan Bill Tench karakterine can verirken kariyerindeki yan rollerden sıyrılarak ilk kez bu kadar dikkat çeken bir performans sergiliyor.

Hannah Gross Holden’ın kız arkadaşı Debbie rolünde karşımızda. Daha önce orta karar sinema filmlerinde kendini göstermeye çalışan Gross için bu dizi önemli bir kariyer basamağı.

Anna Torv Fringe dizisinin önemli karakterlerinden birisi olarak diziseverlerin gönlünde taht kurmuş bir isimdir. Bu dizide akademisyen ve psikolog Wendy karakterinde yine ilgi çekiyor.

1977 yılında FBI içerisinde suç psikolojisi ve profili oluşturma konularındaki çalışmalar yeni yeni başlıyorken FBI ajanları Holden Ford ve Bill Tench, psikolog Wendy Carr ile birlikte özellikle seri katiller üzerindeki çalışmalarıyla suçluyu tespit etme aşamalarından en önemlilerinden olan suçu neden işledi, suçlu psikolojisi nedir gibi konularda derin araştırmalar yürütmektedirler. Holden ve Bill Amerika’daki birçok şehirde özelllikle hapishanelerde seri katillerle görüşerek araştırmalarına devam ederler. Bu arada hem özel hayatlarındaki sorunlar, hem de işin zorluğundan kaynaklanan sorunlar onları beklemektedir.

Özellikle suç ve psikoloji üzerine yapılmış yapımlara ilgi duyanların kaçırmaması gereken Mindhunter, zaman zaman True Detective ile benzerlikler gösterse de, esas olarak tek bir cinayet üzerine yoğunlaşılmadan, suçluların psikolojisi ve cinayeti neden işledikler üzerine sahneler barındıran bir yapıya sahip. Klasik bir polisiye havasında olmayan dizi, bu beklentiyle ekran karşısına oturanları hayal kırıklığına uğratma ihtimali olsa bile, biraz sabrederlerse diziden oldukça keyif alacaklardır. Oyuncular genelde görevlerini yerine getiriyorlar, özellikle Anna Torv ve Hannah Gross daha dikkat çekici performansa sahip, ancak asıl oyunculuk başarısı seri katilleri canlandıran oyunculara ait diye düşünüyorum, özellikle Kempes karakterinin canlandıran Cameron Britton harika bir iş çıkarmış. Jonathan Groff ise karakteri gereği heyecanlı ve idealist bir yapıyı canlandırırken bölümler ilerledikçe karakterinde oluşan değişimi seyirciye iyi aktarıyor. Klasik polisiyelerden oldukça farklı kurgusu, bazen belgesel özellikteki anlatımı, müzikleri ve o dönemi yansıtan sanat yönetimi diziyi daha da kaliteli bir seviyeye çekiyor. Ben ikinci sezonu sabırsızlıkla bekliyorum, iyi seyirler..

Error: