MIRROR MIRROR – PAMUK PRENSES’İN MACERALARI: AYNA AYNA SÖYLE BANA

BUGÜN NE İZLESEM

Son yıllarda Hindistanlı yönetmen/oyuncuların popülaritesi de arttı, masalllardan esinlenilen büyük bütçeli sinema filmlerinin sayısı da.. Bunları birarada bulabileceğiniz bir film var karşımızda Ayna Ayna Söyle Bana. Pamuk Prenses’in hikayesini bilmeyen pek yoktur herhalde, bu kadar bilindik bir hikaye olunca da farklı bir yorum getirmek istemiş yönetmen Tarsem Singh. Herkes tarafından yerlere göklere sığdırılamayan bir film olmamış kuşkusuz ama bu türü sevenler için ortalamanın üzerinde bir seçim de sunuyor kanımca. The Cell, The Fall ve The Immortals gibi farklı ve bir o kadar ilgi çeken yapımlara imza atan Hindistanlı yönetmen, bu sefer Marc Klein, Jason Keller ve Melisa Wallack ile senaryo aşamasını halletmiş. Oyunculuklar için ise kuşkusuz çok iyi bir seçim olan kötü kalpli kraliçe rolündeki Julia Roberts ile çalışmasının dışında çok da başarılı bir iş çıkarmamış kanımca. Pamuk Prenses rolündeki Lily Collins kalın kaşlarıyla bir prensesten çok köylü kızı edasında. Prens Alcott rolündeki Arnie Hammer ise ışığı olmayan ve filme çok da birşey katmamış bir oyuncu. Brighton rolündeki Nathan Lane rolünün hakkını vererek, belki de filmin en dikkat çeken performansına sahip.

Masal her ne kadar klasik olsa da, filmin hikayesinde önemli değişiklikler var tabii ki. Kötü kalpli kraliçe, Pamuk Prenses’in babasını ekarte ettikten sonra, genç kızla didişmeye başlar. Kızın hayatını birçok açıdan kısıtlasa da Pamuk Prenses’in hayatından çok da bıkkın olduğunu hissedemiyoruz başlarda. Sonra yedi cüceler ve yakışıklı prensin karşılaşması işe renk katıyor. Özellikle uzun bacaklı halleriyle cüceler filme önemli bir görsellik katmış. Prens Alcott ile Pamuk Prenses’in karşılaşması ise tabii ki aşk kıvılcımlarını hareket geçiriyor. Kötü kalpli kraliçe bunu farkedince, zaten yeterince katlandığı Pamuk Prenses’in ölüm fermanı imzalanıyor. Sürpriz bazı gelişmelerin yaşandığı filmde yine de genel gidişat masal ile büyük benzerlikler taşıyor. Saray, köy ve yedi cücelerin mekanı arasında gidip gelen film bu türün takipçilerini muhakkak memnun edecektir.

Filmin eleştirilecek birçok noktası olsa da, önce iyi yönlerini anlatmak lazım. Mizahı bolca kullanmaları, müthiş görsellik ve kıyafet seçimi, Julia Roberts’ın filmin büyük bölümünde ustalıkla sergilediği oyunculuğu, masala farklı bir boyut katılması ve klasik aynadan çok farklı bir aynayla karşı karşıya olmamız filmin artılarından. Eksilerini az tutmaya çalışsam da birkaç madde saymadan geçemeyeceğim. Prenses ve Prensi beğenmedim açıkçası, film bazen senaryo olarak tıkanıyor ve ilerlemiyor hissi veriyor, daha detaylı diyaloglarla film süslenebilirdi diye düşünüyorum ve son olarak sanki fantastik mi olsa komedi mi olsa derken arada derede kalmış bir film çıkmış ortaya. Sonuç olarak kötü bir film kesinlikle değil, hatta bazı bölümlerinde baya iyi bir film. Ağır eleştirilere çok da aldanmadan hele çocuklarınız varsa keyifle birlikte izleyebileceğiniz bir film.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir