THE HOBBIT: AN UNEXPECTED JOURNEY

BUGÜN NE İZLESEM

Yüzüklerin Efendisi benim için hem en özel kitap serisi hem de en özel de film serisi olma özelliğini taşıyor. Roman olarak Yüzüklerin Efendisi’nden önce yayınlanan Hobbit hikayesini okumam nedeniyle belki de, neden Hobbit film yapılmıyor ki diye çok düşünmüşümdür. Hele Yüzüklerin Efendisi’nin muhteşem görselliğinden bu kadar etkilendikten sonra. Peter Jackson yıllar sonra benim gibi birçok Yüzüklerin Efendisi fanatiğinin dileğini yerine getirdi. Hatta biraz abartarak incecik bir hikaye kitabından koskoca üç sinema filmi çıkardı. Muhakkak benim gibileri çok memnun etse de, çok da fanatik olmayan düz sinema seyircisi için Yüzüklerin Efendisi’nden sonra The Hobbit biraz zayıf gelmiş olabilir. Ama dediğim gibi The Hobbit zaten Tolkien’in çocukları için yazdığı ince bir masal yada hikaye kitabı ve Yüzüklerin Efendisi kadar görkemli bir öyküye sahip değil. Yani hikayenin etkileyiciliği açısından çok da yüksek beklentilere sahip olmamak lazım. Onun dışında görsellik, oyuncu seçimleri, hikayenin işlenişi, mekan seçimleri, kurgu ve yönetmenlik başarısı tabii ki Yüzüklerin Efendisi’nden çok da farklı değil.
 
 
 
Peter Jackson yönetimindeki filmin senaryosunda ve yapımcılığında da payı var tabii ki. Aslında Guillermo Del Toro tarafından yönetilmesi planlanan film projesinden 2010 yılında ayrılan Del Toro sonrası iş yine Jackson’a kalmış. Gandalf (Ian McKellen), Elrond (Hugo Weaving), Galadriel (Cate Blanchett), Saruman (Christopher Lee), Gollum (Andy Serkis), Frodo (Elijah Wood) ve Bilbo’nun yaşlı hali ile (Ian Holm) bu filmde yine bizimle birlikte. 13 yeni cücenin başrolde yer aldığı bu filmde ise genç Bilbo (Martin Freeman), prens cüce Thorin (Richard Armitage) ve yaşlı cücelerden Balin (Ken Stott) önemli karakterler olarak göze çarpıyor. Ayrıca büyücü Radagast (Sylvester McCoy) sıradışı karakteriyle oldukça dikkat çekiyor. Tabii bu tür filmlerde çok fazla karakter olmasından dolayı hepsini ayrı ayrı incelemek çok zor. Ancak Gandalf, Bilbo, Galadriel, Saruman, Gollum, Thorin ve Radagast bence bu filmde bizi Orta Dünyanın içine çeken başlıca karakterler olmuşlar. Cücelerin hepsi çok karakteristik ve renkli ancak sanırım ilerleyen bölümlerde onları daha yakından tanımaya zamanımız olacak. Senaryo, sanat yönetmenliği, görüntü yönetmenliği, makyaj ve kostümlerin hepsi harika ve bu filme yakışır düzeyde olmuş.
 
 
 
Hikayeyi okumuş olanlar tabi ki konuyu bilirler ancak kısaca üzerinden geçmek gerekirse: Yalnız Dağ’ın orada krallığının hükmünü süren cüce Thror’un saltanatı, Ejderha Smaug’un altın hırsıyla krallığı yerle bir etmesiyle son bulur. Yıllar sonra torunu Thorin ve cüce arkadaşları krallığı geri almak amacıyla Yalnız Dağ’a yolculuğa çıkmaya karar verirler. Gandalf’ın desteklediği bu yolculukta yanlarına bir de hırsız almaları gerektiğini söyleyen Gandalf’ın önerdiği Hobbit Bilbo’nun evinde toplanırlar. Hiçbirşeyden haberi olmayan Bilbo, sakin ve huzurlu bir hayat sürmektedir. Bir şekilde maceraya katılmaya karar veren Bilbo, zaman zaman onlara ayakbağı olsa da kritik zamanlarda işe yarayabileceğini de gösterecektir. Yolları üzerinde birçok engelle karşılaşan cüceler, orklar ve goblinler gibi birçok düşmanla mücadele etmek durumunda kalırlar. Elf krallığında Elrond, Galadriel ve Sarumanla görüşen Gandalf, sadece Galadriel’in tam desteğini alabilse de cücelere eşlik etmeye devam edecektir. Büyücü Radagast ile karşılaştıklarında onları önemli bir tehlike hakkında uyarır ve macera boyunca bu tehlikeyi enselerinde hissederler.
 
Tolkien’in fantastik Orta Dünya’sına geri dönmek isteyenler için Hobbit: Beklenmedik Yolculuk müthiş bir fırsat. Kaçırmamanız gereken bir fırsat.. 
 
 

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir