THE IMPOSSIBLE – KIYAMET GÜNÜ

BUGÜN NE İZLESEM

Naomi Watts’ın Oscar adaylığı ile gündemime aldığım film, hiç de tahmin etmediğim şekilde müthiş etkiledi beni. Açıkçası 2012 yılı filmleri içinde belki de en iyi 2-3 filmden birisidir diyebilirim kendi seyir zevkim açısından bakarsam. Dün akşam seyretme fırsatını bulduğum filmin bazı sahneleri hala gözümün önünden gitmiyor. 

Filmin Barselonalı yönetmeni Juan Antonio Bayona’dan biraz bahsetmek gerekirse, daha çok reklam filmleri, video klipler ve kısa filmler yöneterek kariyerine başlayan beyefendi, 2007 yılında yönettiği The Orphanage – Yetimhane filmiyle dikkatleri çekmeye başladı. İkinci başarısını birçok ödül aldığı ve güçlü kadrosuyla da uluslararası alanda adının duyulmasını sağlayan The Impossible ile yakaladı. Filmin senaryosu Maria Belon’un gerçek yaşam hikayesinden esinlenerek Sergio G. Sanchez tarafından yazılmış. Aslında Maria’nın kendisi de filmin her aşamasında yer alarak belki de filmin daha başarılı olmasında etkili olmuş. En sevdiği aktris olan Naomi Watts’ın kendini canlandırmasını isteyen Maria, belki de bu oyuncunun Oscar adaylığında da büyük pay sahibi. Filmin diğer başrol oyuncularından Ewan McGregor ise Maria’nın eşi Enrique (Henry olarak belirtiliyor filmde) olarak karşımıza çıkıyor. Filmin çocuk oyuncularının performansları da yabana atılır gibi değil. Tom Holland (Lucas), Samuel Joslin (Thomas) ve özellikle Oaklee Pendergrast (Simon) çok sevimli ve ayrıca çok başarılılar.


Maria ve kocası Henry, üç oğluyla birlikte Tayland’a tatile giderler. Yerleştikleri otelde keyifli zaman geçirirken, 2004 yılındaki büyük tsunami felaketinin kurbanları halinde dönüşürler. Filmin ilk yarısında Maria ve büyük oğlu Lucas’ın sele kapılarak sürüklenmelerini, Maria’nın bacağında ve göğsünde oluşan yaralarla hem oğluna destek olarak hem de oğlundan destek alarak, hayatta kalma mücadelelerini izliyoruz. Filmin ikinci yarısında ise diğer kardeşleri ve babalarının akıbetini öğrenebileceğiz. Daha fazla detay vermemek için kendimi zor tutsam da sanırım izleme keyfinizi ve olayların heyecanına ortak olmanızı engellememek adına burada durmalıyım. Yalnız şu kadarını söyleyeyim Maria’nın belki de annelik içgüdüleriyle insanlık dersi verecek ölçüde fedakarlıkları ve davranışları, Lucas’ın o yaşta annesinin ve kendi hayatının sorumluluğunu cesurca alması, filmin başındaki Tayland sahillerinin muhteşem görüntüleri, tsunaminin hem doğa hem de insanlık medeniyeti için aslında ne kadar yıkıcı olabileceğini görebileceğiniz muhteşem bir film olduğunu söyleyebilirim. 

Maria ve ailesi başrol oyuncularıyla birlikte galada;



Filmin fragmanı;


Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir